Page name

 Köşe Yazarları

Köşe Yazarları

HASAN KAYA

HOŞGÖRÜ VE DİYALOĞUN ADRESİ: SİVAS PLATFORMU

Hasan KAYA

Maltepe Sivaslılar Derneği Kurucusu

 

2 Temmuz 1993 günü yaşananlar, Türkiye tarihinde önemli bir yere sahiptir. Bu olayın vehameti ve sonuçları acısından sosyo-politik/psikolojik olarak araştırılması ve değerlendirilmesi gerekmektedir. Üzerinden 18 yıl gibi bir süre geçmesine rağmen facianın insanlar üzerinde bıraktığı iz ve travma kısmen de olsa hala devam etmektedir. 1993 yılında yaşanan diğer siyasi olayları/suikast leri anlamadan, neler olduğunu açıklamadan, Sivas’ta yaşananları tam manasıyla anlayamayız.

Sivas şehri etnik/mezhepsel çatışmaların çıkarılması için en uygun yerlerden biri gibi görünmektedir. Sivas’ta etnik/mezhepsel bir çok rengi içinde barındırmakta ve bunlar aynı resmin içerisinde parçalar oluşturmaktadır. Bütün tahriklere rağmen Sivas halkı böyle  bir mezhep çatışmasına girmeyerek birilerini hayal kırıklığına uğratmıştır.

 

Madımaktan- Feshaneye: Sivaslılar

Sivas’ta yıllar önce bir dram yaşanmış ve insanlık önemli bir yara almıştır. Sivas olaylarının nedenlerini anlamak ve bunun için de ön yargılarımızdan kurtulmalı ve olaylara Sünni/Alevi penceresinden değil tarafsız olarak bakmalıyız.

Sivas   olaylarının,  Sünni/Alevi kardeşliğinin zarar görmesi, hoşgörü ve birlikte yaşama kültürünün yok edilmesi amacına yönelik olarak düzenlendiği ve daha vahim senaryoların girişi olduğunu söylenebilir. Buna rağmen şimdiye kadar Sivas olaylarına sevinen, iyi olmuş diyen bir Sünni inancına mensup bir kişiye rastladığımı söyleyemem. İnsani duygulara sahip vicdanlı hiç kimsenin de bunun aksini söyleyeceğini/yapacağını  düşünemem. Sivas da yaşananlar tarihe kara bir leke olarak düşmüştür. Nereden bakılırsa bakılsın yaşananlar bir insanlık dramıdır.

30 Eylül. 1-2 Ekim  2011 tarihleri arasında İstanbul’da yaşayan Sivaslılar, Sivas Platformu öncülüğünde 2. si düzenlenen “Sivas Günleri”nde bir araya geldiler. Yüzlerce yöre derneğine ev sahipliği yapan ve bu tür etkinliklere yabancı olmayan İstanbul da düzenlenen bu etkinliğe 2 Temmuz Madımak tan bakıldığında önemi daha anlamlı bir hal alacaktır.

2 Temmuz 1993 Madımakta bir dram yaşanırken, 2 Ekim 2011 Feshane de dostluk, barış, diyalog ve hoşgörü adına güzellikler yaşanmaktaydı. Dün birbirine düşman edilmek istenenler bugün yan yana halaya ve semaha durmaktaydılar. Bütün kışkırtmalara ve kara propagandaya rağmen, Türkü/Kürtü/Çerkezi/Ermenisi yan yana, Aşık Veysel, Ruhsati, Zaralı Halil, Sefil Selimi, Muzaffer Sarısözen, Muhlis Akarsu, Pir sultan Abdal gibi. Sivaslı ozan ve sanatçıların türküleriyle aynı coşkuyu, hüznü ve sevinci yaşadılar. Namaz vakti “Namaz”a gideni de, “Semah” döneni de  yan yana kolkola durdular “Sivas Halayı”na. Yan yana gelmez denilenler Sünnisi/Alevisiyle, “başı bağlı”, “başı açığı”yla Feshanede bir tarih yazdılar. Sivaslılar; AKP lisi, CHP lisi , BDP lisi, BBP lisi, ÖDP lisiyle bütün siyasi renkleriyle yan yanaydılar. Sivaslılar artık birilerinin yazdığı senaryolarda, kendilerine verilen rolleri değil, kendilerinin yazdığı senaryolarda, kendi rollerini kendileri seçmek istiyorlardı. Yani kendi kaderlerini belirlemek istiyorlardı.

Madımaktan, Feshaneye bakıldığında “Türkiye”de artık her şeyin eskisi gibi olmadığı bütün netliğiyle gözükmektedir. Yeni bir Türkiye kurulacak, “Sivaslı”larda bütün renkleriyle bu yapı içerisinde yerini alacaktır.

Sivas Platformu diyalog ve hoşgörü adına önemli bir misyon üstlenmiştir. Feshane de düzenlenen etkinliklerle de bu misyonunu büyük bir başarıyla yerine getirmiştir. Her rengin kendini ifade edebildiği “Platform” tipi sivil toplum anlayışı “Abant Platformu” nun “Kültürler Arası Diyalog”            söylemi ile sivil siyaset alanımıza girmiş, “Sivas Platformu” ile yöresel anlamda da uygulanabilir rol model olmuştur. Böyle bir organizasyona imza atan “Sivas Platformu”na emek veren herkesi,  Sancaktepe Belediye Başkanı ve Sivas Platformu Başkanı Sayın İsmail Erdem nezdinde kutluyor, bu onurlu uğraşlarının karşısında saygıyla eğiliyorum.

Bir daha acı olayların yaşanmaması için, bunun gibi  hoşgörü ve diyalog ortamının yaratılması gerekmektedir. Birbirimizin acıları üzerinden rant elde etme yerine, birbirimizin acısını görmeli ve yüreğimizde hissetmeliyiz. “Cami” ile “Cemevi”nin karşı karşıya olduğu değil, “Cami”nin ve “Cemevi”nin yan yana olduğu, ibadetlerin özgürce yapıldığı, “İmam”ın ve “Dede”nin aynı safta duracağı, başı açığıyla, başı bağlının aynı iş yerinde çalışacağı, inançlara saygılı bir Türkiye kurmalıyız. Ön yargılarımızda arınmak, el ele tutuşmaktan geçiyor. Merhum Muhsin Yazıcıoğlunun dediği gibi “Aynı kilimin, desenleriyiz”. Sünnisiyle/Alevisiyle Türkiye'nin zenginliğiyiz. Büyük Hünkâr'ın belirttiği gibi, “bir olalım, iri olalım, diri olalım; gelin canlar bir olalım”